Remembering the Armenians of Bitlis

Remembering the Armenians of Bitlis 24 February 2014
Press Release  / Basın Bülteni

EXHIBITION: BITLIS ARMENIANS
Tatvan Kültür Sarayı, Kültür Mah. Bitlis Yolu, Tatvan, TURKEY
(1-2 March, 2014)


Armenians trace their presence in Bitlis since antiquity. Bitlis was one of the Armenian principalities of the ancient world and continued to be a major Armenian centre until recent times. On the eve of World War I, it was a thriving part of the Ottoman Empire with a significant Armenian population with its many schools, churches and monasteries.

Bitlis was sometimes a troublesome area but people got on well with each other. Armenians were tradesmen, artisans, as well as peasants, who lived alongside other communities, especially Kurds. Most Armenians spoke Kurdish, Armenian or their local dialects. Nevertheless, over the years  many Armenians emigrated for better lives elsewhere, while some became revolutionaries against the Ottoman state The majority were just busy earning their living and getting on with their lives.

During World War I the Committee of Union and Progress organised a genocidal policy against Armenians. Throughout the Ottoman Empire, Armenians were subjected to policies of dispossession, deportation and mass murder. The persecution of Armenians continued in the Turkish Republic. Today, the history of Armenians - like the history of Kurds - is denied, disparaged or minimised in official histories of the Turkish republic. This can be seen in text-books, museums, and the websites of Turkish state institutions.
Armenians trace their presence in Bitlis from antiquity. Bitlis was one of the Armenian principalities of the ancient world and continued to be a major Armenian centre until recent times. On the eve of World War I, it was a thriving part of the Ottoman Empire with a significant Armenian population with its many schools, churches and monasteries.

Bitlis was sometimes a troublesome area but people generally got on well together. Armenians were tradesmen, artisans, as well as peasants, who lived alongside other communities, especially Kurds. Most Armenians spoke Kurdish, Armenian or a local dialect. Nevertheless, over the years  many Armenians emigrated for better lives elsewhere, while some became revolutionaries against the Ottoman state The majority were, however, just busy earning their living and getting on with their lives.

During World War I the Committee of Union and Progress organised a policy of genocide against Armenians. Throughout the Ottoman Empire, Armenians were subjected to policies of dispossession, deportation and mass murder. The persecution of Armenians continued in the Turkish Republic. Today, the history of Armenians - like the history of Kurds - is denied, disparaged or minimised in official histories of the Turkish republic. This can be seen in text-books, museums, and the websites of Turkish state institutions.
In recent years, with the Kurdish opening, it has become possible to talk about Armenians again. The Turkish state has even made a somewhat cynical gesture in the east by renovating the ancient church of Sourp Khach on the island of Aghtamar and turning it into a museum - while hundreds of comparable sites have continued to be neglected and destroyed.

However, Kurdish politicians have been more honest and forthright. They have condemned the persecution of Armenians, apologised for the role played by Kurds in those persecutions, and sought reconciliation by speaking the truth. In Diyarbekir, the local authorities have supported the renovation of the church of Surp Giragos, returned it to Armenians as their place of worship, and offered their hand of friendship.

It is against such a background that the Gomidas Institute and its friends in Turkey have organised a public exhibition about the Armenians of Bitlis before 1915. This exhibition, displaying original maps and photographs of the Armenian presence in the region, will take place in Tatvan, on the shores of Lake Van, on 1-2 March and travel to different communities in the Armenian Diaspora. The Gomidas Institute and its friends hope to promote a meaningful dialogue between Armenians, Kurds and Turks and rebuild human relations that were destroyed in places like Bitlis during the Armenian Genocide of 1915 and its aftermath.

The Committee Against Racism and Discrimination of the Istanbul Branch of Human Rights Association (Turkey) has worked for many years to put an end to denialism and supports the idea for such a project in Bitlis, encouraging the Gomidas Institute to move forward. A number of Committee members from Istanbul will attend the opening of the exhibition in Tatvan.
 
END


SERGİ: BİTLİS ERMENİLERİ
Tatvan Kültür Sarayı, Kültür Mah. Bitlis Yolu üzeri Tatvan
(1-2 Mart, 2014)


Bitlis ve çevresinde Ermenilerin geçmişi birkaç bin yıl öncesine kadar uzanır. Bitlis, antik dünyanın Ermeni prensliklerinden biriydi ve yakın zamanlara kadar Ermenilerin önemli bir merkezi olmaya devam etti. 1. Dünya Savaşı arifesinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun gelişmekte olan yerlerinden biriydi ve burada Ermeniler, çok sayıda okulları, kiliseleri ve manastırlarıyla nüfusun önemli bir bölümünü oluşturuyordu.

Bitlis zaman zaman karışıklıkların yaşandığı bir bölgeydi ama halklar esas olarak birbiriyle iyi geçinmekteydi. Ermeniler diğer toplumlarla, özellikle Kürtlerle bir arada yaşayan tüccarlardı, zanaatkârlardı ve köylülerdi. Ermenilerin çoğu Kürtçe, Ermenice ve diğer yerel diyalektleri konuşuyorlardı. Yıllar içinde birçok Ermeni daha iyi bir yaşam için dünyanın başka yerlerine göçtüler. Bir kısmı Omanlı devletine karşı mücadele etmek üzere devrimciliği seçtiler. Ama çoğunluk yalnızca geçim derdinde yaşamını sürdüren sıradan insanlardı.

Birinci Dünya Savaşı’nda İttihat ve Terakki Partisi Ermenilere karşı soykırım politikasını uygulamaya koydu. Bütün Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Ermeniler tehcire tabi tutuldu, varlıklarına el konuldu ve kitlesel katliamlarda can verdiler. Ermenilere yönelik zulüm Türkiye Cumhuriyeti’nde de devam etti. Bugün Türkiye resmi tarihinde Ermenilerin tarihi – Kürtlerin tarihi gibi – inkâr ediliyor, çarpıtılıyor ya da değersizleştiriliyor. Bunu okul kitaplarında, müzelerde ve devletin web sitelerinde görebiliyoruz.

­­­Son yıllarda, Kürt açılımıyla birlikte, Ermeniler hakkında yeniden konuşulmaya başladı. Devlet doğuda Ahtamar adasındaki tarihi Surp Haç kilisesini restore ederek ve bir müzeye dönüştürerek yarım ağızlı bir jest bile yaptı. Öte yandan aynı tarihsel değere sahip yüzlerce kilise tahrip edilmiş ya da yıkılmaya terk edilmiş durumda.

Ne var ki Kürt politikacılar daha dürüst ve açıksözlü davrandılar. Ermenilere yapılan zulmü lanetlediler, Kürtlerin bu zulümde oynadıkları rol nedeniyle özür dilediler ve gerçeği söyleyerek çözüm yolu aradılar. Diyarbakır’da yerel yönetim Surp Giragos kilisesinin restorasyonunu destekledi, Ermenilere ibadet yeri olarak geri verdi ve onlara dostluk elini uzattı.

Kürtlerin dostluk eli uzattığı böyle bir dönemde Gomidas Enstitüsü ve Türkiye’deki dostları 1915 öncesi Bitlis Ermenilerini konu alan bir sergi düzenlendiler. Bölgedeki Ermeni varlığına ilişkin özgün harita ve fotoğrafların yer aldığı sergi 1-2 Mart tarihlerinde Tatvan’da, Van Gölü kıyısında izleyicileriyle buluşacak. Sergi daha sonra Ermeni Diasporası’nın çeşitli kentlerini dolaşacak. Gomidas Enstitüsü ve dostları, Ermeniler, Kürtler ve Türkler arasında anlamlı bir diyalog geliştirmeyi, 1915 Ermeni Soykırımı ve sonrasında Bitlis gibi yerlerde yok edilen insani ilişkileri yeniden kurulması yönünde benzer çalışmalar yürütmeyi ve yeni adımlar atmayı umut ediyor.

Yıllardır soykırım inkarına son verilmesi için çalışmalar yürüten İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, Bitlis’te böyle bir sergi açma düşüncesini ve Gomidas Enstitüsü’nün bu doğrultudaki çalışmalarını destekliyor. Komite üyelerinden bir grup Tatvan’daki sergi açılışına da katılacak.

 

SON
« Back